28 Eylül 2016 - Çarşamba

MERKEZ SAĞ VE SOL PARTİLER/ÜLKENİN DÜZE ÇIKMASININ OLMAZSA OLMAZI

Yazar - Mehmet Habib Ekmekçi
Okuma Süresi: 8 dk.
1796 okunma
Mehmet Habib Ekmekçi

Mehmet Habib Ekmekçi

habib@tarsusmerhabagazetesi.com -
Google News

Günümüz koşullarında, demokrasi, güçlünün hukukunun üstünlüğü ise de daha ideal bir yönetim sistemi var oluncaya kadar bununla idare etmek zorundayız. Hal böyle olunca ülkemize göre daha gelişmiş demokrasilere bir bakıp, biz nerede hata yapmaktayız diye sormalıyız.

Yönetenlerin neredeyse tüm yaptıklarının yanlış olması bir tarafa, gözden kaçan temel bir eksikliğimiz var. İki partili sistem. Her görüşün özgürce temsil edilebildiği, ülke seçim barajının %3 ila %5 arasında olduğu bir yüksek temsil kabiliyeti olan sistem daha demokratik olacaktır. Ancak daha demokratik yönetimin temel esası, merkez sağ ve merkez solda birer büyük partinin mutlak surette olmasıdır. Bu sisteme ABD ve İngiltere örnek olarak gösterilebilir. İktidar bu iki parti arasında gider gelir. Ülkede sürekli bir istikrar hakim kılınmış olur. Bu sistemin sakıncaları da vardır elbette. Örneğin kitlesel olmayan diğer partilerin iktidar olmak ya da iktidarda söz hakkı sahibi olmak imkanları kısıtlıdır. Ama dedim ya, demokrasiden üstün bir yönetim rejimi gelinceye kadar kötünün iyisi bu demokrasi olup, demokrasinin de en uygulanabilir olan şekli iki partili sistemdir.

İki partili demokrasinin yerleşik olduğu ülkelerde koalisyon ihtimali oldukça düşüktür. Merkez sağ ve sol partiler daha ılımlı politikalar üretirler. Seçmen düzeyinde ve partiler arasında gerilim daha düşük dozdadır. İktidardaki parti bilir ki diğer parti de her an için iktidara gelebilir ve böylece toplumu daha kapsayıcı, toplumun çok geniş bir kesimi için çözüm üreten politikalar istikrar kazanır. Tek adam, diktatör yönetici ve benzeri oluşumları da engeller.

Ülkemizde iki partili demokrasiden uzaklaşılmasını ve oluşan bu boşluğu çok iyi değerlendiren bir kadro AKP’ni kurmuştur. Ancak AKP merkez sağ kimlikli bir parti olmayıp, henüz kendisi de kendi kimliğini, siyasi yelpazedeki yerini tam olarak tanımlayamamaktadır. Örneğin ‘’Milli’’ kimliği reddeden, daha çok İslami (Sadece Sünni kesimin bir kısmını) motiflere sarılan (bazen Vahhabi bazen de farklı eğilimlere yönelen), ‘’Millet’’ kavramını kabullenmeyen, duruma göre değişik cemaatlerle işbirliği yapan bir parti görünümünde olup, merkez sağ parti kimliğiyle bağdaştırılamaz. Hâlihazırda ülkemizde merkez sağ parti kurmaya aday bir oluşum da mevcut değildir. Ya çok ciddi bir oluşum ve çalışma yapılmalıdır ya da Türkiye’de, merkez sağ parti olmaya en güçlü aday parti MHP’dir. MHP bir ideoloji partisidir. Özünü, özündeki yurtseverlik titrini yitirmeden bir an önce merkez sağ parti olmak adına bir program dairesinde çalışma yapmalıdır. Bu boşluk doldurulmadığı için ülke darboğazdan ve kötü niyetli yöneticilerin ellerinden kurtulamamaktadır. Ülkenin bu acil ihtiyacı bir an önce giderilmelidir. Ancak bu girişimin başarıya ulaşabilmesi partinin mevcut değerleri harcanmamalıdır. Tüm toplum tarafından saygın kişilikleriyle kabul edilen Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ ve daha nice değerler, değerlerinin karşılığı görmeli, fikirleri alınarak kurumsal ve kalıcı bir biçimde merkez sağ parti kimliği ile toplumun huzuruna çıkılmalıdır. Bugün oy verir ya da vermez ama kim Meral Akşener’in kimliğine, dürüst kişiliğine, duruşuna istinaden, örneğin TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı adayı olmasına karşı çıkar? Aklıselim insanımız, oy vermese de böyle adayları karşısında görmek ister. MHP içerisinden ya ihraç edilerek ya da milletvekili aday listesine konulmayarak saf dışı bırakılan isimlerle ilgili halen doyurucu bir izah yok iken ayrıca Tuğrul Türkeş’in Seçim Hükümet’inde bakanlık teklif edildiği gün neden Genel Başkan Yardımcılığı Görevinden derhal azledilerek açık tavır konulmadığı hususu da tatminkar bir izah ve cevap bulamamıştır. Artık sorgulama zamanı. Koalisyon görüşmeleri esnasında, neden her öneriye MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ‘’Hayır’’ dedi? MHP ve CHP Sayın Genel Başkanları, AKP’ne ‘’Hadi gel seninle üçlü koalisyon hükümeti kuralım, CHP ve MHP’ne Milli Savunma ve İç İşleri Bakanlıkları ve MHP ve CHP Genel Başkanlarına da birer Başbakan Yardımcılığı ver, geriye kalan tüm ‘’Paralı Allı Pullu Bakanlıklar senin olsun ‘’ demediler, diyemediler? Eğer bu teklifle gitselerdi ve AKP bu teklife ‘’Hayır’’ deseydi, 01.11.2015 seçimlerine bu durum nasıl yansırdı? Veya pkknin Meclis kanadı, AKP’nin düne kadarki iktidar ve suç ortağı hdp’yi CHP’ne havale edip, CHP ile bir MHP azınlık hükümeti kurulsaydı bugün AKP halen iktidarda olabilir miydi? 01.11.2015 genel seçimi neden yapılacak? Başkan, başkan olsun diye yapılmayacak mı? 07.06.2015 genel seçim sonuçları gibi bir tablo çıkarsa Sayın MHP ve CHP Genel Başkanları’nın tavırlarında bir değişiklik olacak mı? Yoksa tekrar tekrar seçime mi sürüklenecek ülke? Bunları ve daha birçok konuyu ortak bir bildiriyle Millete derhal açıklamalıdırlar ki vatandaş seçime yüksek moralle gitsin. AKP zihniyeti ülkeyi bir an önce terk etsin. Merkez sol parti olarak da en güçlü aday CHP’dir.

Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, parti içerisindeki ‘’Milli’’ olmayan ve hatta bölücü kişilerle mücadele ederek, diğer sol partilerle partinin kuruluş ilkel ve amacından sapmadan birleşerek, parti içi hizipsel çatışmaları ve menfaat odaklarını temizleyerek, parti içerisinde çok geri planda kalmış/bırakılmış kişilere gereken değeri göstererek ülkenin ihtiyacı olan gerçek anlamda merkez sol parti rolünü üstlenmelidir. Her iki parti de yozlaşmış delege sistemi ve benzeri kişisel menfaat teminine yönelik safralarından kurtulmalıdır.

Bölücü her türlü faaliyete karşı ortak tavır belirlemelidir. Her iki parti de yurdun dört bir yanında örgütlenmeli ve tüm örgütlerini uyanık ve faal tutmalıdır. MHP halen hasız yere süregelen ‘’Kafatasçı’’ parti izleniminden; CHP de ‘’Din düşmanı’’ yaftalarından kurtulacak somut projeler üretmelidirler. Eğer bu proje ve daha önceki yazılarımda naçizane önerdiğim konular hayata geçirilseydi, belki de ülke ekonomik, sosyal kaostan çıkma yoluna girecekti. Şehitlerine ağlayan ama başka bir şey yapmayan/yapamayan bir Millet olmayacaktık. 01.11.2015 seçimleri ülke tarihi açısından gerçek bir dönüm noktası. Ya mevcut zihniyet ve iktidar kök salacak, bölünme fiilen ve resmen gerçekleşecek ya da Kuvayı Milliye ruhu uyanacak. Sayın Genel Başkanlar, iğneyi kendinize batırın, sonra vatandaştan oy isteyin, ‘’Oy verdik de ne yaptınız ki’’ dedirtmeyin bizlere.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
juul juul pod puff bar juul pods glo IQOS etanj armatür komatsu yedek parça ankara acil dişçi ankara güneş enerjisi polyester çember almanya sohbet chat masura deneme bonusu veren siteler