28 Eylül 2016 - Çarşamba
Rus Ruleti
Yazar - Mehmet Habib Ekmekçi
Okuma Süresi: 5 dk.
1647 okunma
Mehmet Habib Ekmekçi
habib@tarsusmerhabagazetesi.com -Rus uçağının düşürülmesi ile birlikte, delice sorular anaforuna kapıldım. Bana yardımcı olun, bulduğum cevaplar felaketi işaret etmekte, siz bulun doğru ve güzel cevapları. Önce şu biline; Bu Millet hiçbir savaştan korkmadı, hiçbir savaşı da sırf kan dökmek adına vermedi. Bu millet, ‘’Yurtta sulh cihanda sulh’’ dedi her zaman. Ama asla korkmadı kaçmadı, işgale, esarete karşı durdu daima. Ancak, kimseye de durduk yerde bulaşmadı. Bulaşıp ne zarar verdi ne de zarar gördü. Ve eğer bu temel bakışımız devam etmezse, felaketler halka halka, bu halka yağacak.
Ege Denizi’nde, neredeyse her gün Yunan Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar sınır ihlali yapıp, sınırlarımızdan içeri girmiyor mu? Hatta Çelik Kuşlarımız, it dalaşı uygulayıp püskürtmüyor mu? Vurduğumuz Yunan Jeti var mı?
Yunanistan, 16 adamızı, bir kayalığımızı işgal etti mi? Bu 16 ada ve kayalık, Vatan toprağımız değil mi?
Sınırlarımız içerisine sızan örgütlerin faaliyetlerini durdurduk mu? Birçok kente, mahalleye, sokağa güvenlik güçlerimizin girmesinin engellendiği bir dönem yaşamıyor muyuz? Hatta birçok engebeli arazi niteliğindeki vatan toprağı, örgütler tarafından kullanılmamakta mı? Bu çeşitli örgütler, ‘’kent yapılanması’’ adı altında, sözde, yol kesmek suretiyle kimlik kontrolü, mahkeme kurmak suretiyle yargılama, maliye kurmak suretiyle haraç toplamak ve benzeri faaliyetleri açıkça sürdürmemekteler mi?
Suriye üzerinde sürekli uçuş yapmakta olan 14 ülkenin uçakları, bu güne dek hiç mi sınırlarımızı ihlal etmedi? Yaptıysa, vurduk da benim mi haberim yok? İsrail, sınırlarımızı aşıp insansız hava araçları ile stratejik önem ar eden bölgelerde hiç video, fotoğraf çekimi yaptı mı yapmadı mı? Mavi Marmara Gemisi krizi sonuçlandı mı, sonuçlandıysa nasıl sonuçlandı? Mavi Marmara Gemisi, Türk Bayrağı taşımakta iken ve Uluslararası sularda iken İsrail tarafından basılıp 9 Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşını öldürmedi mi? Türk Bayrağı taşıyan bir gemi Türk Sınırları içindedir kuralı değişti de benim mi haberim yok?
‘’Müttefikimiz’’ ülkeler, diğer ‘’müttefikleri’’ Rusya ile kriz yaşadıklarında, ABD, NATO, Fransa, Almanya…ne yaptılar? Örneğin Ukrayna’da, Rusya’yı ‘’kınamaktan’’ öteye fiili bir netice doğuran eylemleri oldu mu? ‘’Suriye’de Rusya’nın ne işi var, neden Tartus’ta askeri üssü var, sınırı bile yok, komşu da değiller ki’’ derken, Ülkemiz sınırları içerisinde komşumuz olmayan, bize sınırı bile bulunmayan ABD’nin mevcut askeri üslerinin sayısını biliyor muyuz? ABD ile Rusya’nın başını çektiği blokların, dünya liderliği için coğrafya farkı gözetmeksizin, sürekli çatışma ve çekişme halinde olduklarını bile bile, bizim bu kavgada, filler kavga ederken ezilen çimler misali, ne işimiz var? Ve bu kavganın sonunda her zaman olduğu gibi tarafların zülfü yâre dokunmayacaklarını bile bile neden kendimizi ateş çemberine attık? Faydamız var mı varsa ne? Bu ışid Suriye’de, Irak’ta çok geniş çaplı bir alana hâkim olmuş iken, İsrail’e neden hiç saldırmadı? Burnunun dibindeki böyle bir oluşuma İsrail neden hiç müdahalede bulunmadı?
Suriye’nin toprak bütünlüğünün sürmesini istemekteyiz diyen siyasiler ve Devlet Büyüklerimiz bu hassasiyette çok haklı iken, bunun tam aksi istikametteki uygulamaların nedeni nedir? Madem Suriye’de bir iç savaş var ve bunun ateşi her anlamda bize de sıçramakta, biz neden Suriyeli erkek mültecileri kabul etmekteyiz? Neden sadece kadın, çocuk ve örneğin 16 yaşa kadar erkekleri kabul etmeyip, ülkesi için savaşması gerekenleri de barındırıyoruz? Mehmetçiğin parmağı tetikte, bizlerin yürekleri ağzımızda, Suriye’de bir çatışmaya katılacak mıyız diye kaygılanıyoruz? Bırakalım, bıraksınlar korkaklığı, gidip kiminle savaşıyorlarsa savaşsınlar, demek daha doğru olmaz mı? Onlar kaçıyor, biz onların yerine, Suriye’nin bütünlüğü bozulmasın diye savaşacağız, öyle mi? İlle de kara operasyonu yapılsın biz varız, diyor oluşumuzun bir mantığı var mı?
Rus ruleti, ayıyla yatağa girmek akıl mantık işi değildir. Nam salacağız diye dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım. Savaşa giden hocanın, düşmanla karşılaştığında, kendisini savaşa teşvik edenleri, arkasında göremediğini de hatırlayalım.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları