SEVİYORUM BEN BU DUVARI
Mehmet Habib Ekmekçi
habib@tarsusmerhabagazetesi.com -‘’Aşılmasına imkân olmayan hiçbir duvar yoktur.’’ (Anton Çehov)
‘’Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak, köpekçe bir yaşamaktır.’’ (Albert Camus)
SON TUĞLA / DUVAR ÖZGÜRLÜKTÜR (?)
Yıkılası ve örülesi duvarlar. Bir ay önce bir GECE, yükselmeye başlayan duvar, şaşkınlıkla başlayan duygular silsilesi yarattı bende. Alışkanlığın verdiği buruk bir acı. Ayrılık sürecinin tamamlanmakta olduğu hissi ile başlayan boşluk duygusu. Kanatlarım mı olmalıydı duvarı aşıp görebilmek için duvarların ardını ve O’nu? Ya da kanatlarım gerçek özgürlük için mi olmalıydı, bu çirkef yeryüzünden uzaklaşmak için? Veya kanatlanıp uçarken, kendimi avutmak ve kandırmak için Joan Baez’in No Woman No Cry şarkısını veya Pink Floyd’un Another Brick In The Wall şarkısını söyleyebilecek güzel sese de mi sahip olmalıydım…? ‘’Ayaklarımı yerden kesenle’’/O’nunla aramıza duvar çoktan örülmemiş miydi zaten? Bu ‘’tuğla duvar’’ neyi değiştirecekti? Duvar, beni aldı kendine çarptı. ‘’İşte gerçek artık yüzleş, biten bitmiştir. Bak geleceğe.’’ dedi. Bir zamanlar, çok rahatsızdım. Biri bana dedi ki; ‘’ Bu acı ‘son tuğla.’ Çarptığın duvarın son tuğlası. ‘’ Sormuştum ona ‘’Ne oldu bana, bu acı beni yıkamazdı.’’ ‘’Ana rahminde, tuğla tuğla örülen acılar duvarının son tuğlası.’’ dedi. Evet, ‘’O’’, son tuğlaydı.
Yıkılası…örülesi duvarlar. Duvar var özgürlük abidesi, duvar var esaret nişanesi. Benim duvarlarım mı? En doğru zamanda, canım isterse örerim, yıkarım duvarları. Kontrolü(mü) ancak ‘’değene’’, ‘’istersem’’ veririm/bırakırım. Buyum ben.
Gerçek. Evet gerçekler. Doğu, Güneydoğu ve Batı arasında var olan duvar. İç ve dış göçler, ölümler, acı çığlıklar arasında yılbaşı kutlamaları. Hediyeleşmeler. Açlıkla, soğukla boğuşanlar can çekişirken hediyeleşmeler, hiçbir acı yaşanmıyormuşçasına hayata devam edişler…
Duvar. Yurdumla, dünya arasına örülen duvarlar. Bir anda, ne olduğunu anlayamadan, düşmanlık tuğlalarıyla örülü duvarlar. Kimdi düşman? Biz mi onlara, onlar mı bize düşman? Sebep neydi, kim neden oldu bu düşmanlık duvarlarına? ‘’Su’’yu su yapan oksijeni ve hidrojeni, ayrıştırıldı duvarla. Su azizdir. Su ateşi söndürür. Oksijen, hidrojen tek başlarına yanarlar, yakarlar. TürKürt. Tek başlarına bir anlamları kalmayacak şekilde ayrıştırılmaktalar. Tırnak etten sökülmekte. Dağlar yarılıyor acı haykırışlarla. Bayrağın kırmızısı da beyazı da, hilâli de yıldızı da bizdik. ‘’Biz’’ olarak kalmazsak, tek de yaşayamayacağız.
Duvar. Karı koca, çocuk ebeveyn arasında duvar. Teknoloji duvarı, şiddet duvarı, anlayışsızlık duvarı…
Duvar. Kötülükle, yalanla, ihanetle, fitneyle aramıza duvarlar örelim.
Duvar. İyilikle, doğruyla, sadakatle, anlayışla aramızdaki duvarları yıkalım.
Duvar. Bazen bir giysi gibi sarar, korur, kollar. Ev duvarları arasındaki huzuru sağlayan, evi yuva yapan, mahremiyetini gizleyen duvar değil midir? Evdeki duvarları yıkın eşinizle, çocuklarınızla aranızda örülü duvarlar.
Alıştım şu duvara. Seviniyorum izlerken yapılışını. Üzerimdeki gözlere ve benim gözlerime set çeken duvar. Seviyorum ben ‘’bu’’ duvarı.