28 Eylül 2016 - Çarşamba

‘‘Yaşamak, Karanlık Geceye Rağmen, Buğulanmış Pencere Camına Güneşi Çizebilmektir’’

Yazar - Mehmet Habib Ekmekçi
Okuma Süresi: 6 dk.
5036 okunma
Mehmet Habib Ekmekçi

Mehmet Habib Ekmekçi

habib@tarsusmerhabagazetesi.com -
Google News

‘‘YAŞAMAK, KARANLIK GECEYE RAĞMEN, BUĞULANMIŞ PENCERE CAMINA GÜNEŞİ ÇİZEBİLMEKTİR’’

Okumasanız da olur cinsinden bu köşe yazımın, Millet ve Memleket meseleleri ve insanlarımızın içine düştüğü/düşürüldüğü hal ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Psikiyatri Biliminin önem ve ehemmiyetine dikkat çekici bir örneği işlemek ve ümitsiz aşkımın (kişiye özel) içinde bulunduğu ruh halini değerlendirebilmek açısından, bu konuyu işleme ihtiyacı duydum. Az sonra okuyacağınız (ama dedim ya, okumasanız da olur) kişi ve olaylar TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜ OLUP GERÇEK KİŞİLERLE HİÇBİR İLGİSİ BULUNMAMAKTADIR.

İlk kez psikiyatr Bejerot tarafından tanımlanan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler, sonunda da onunla evlenir. 23 Ağustos 1973 günü Stockholm’de bir bankayı soymak üzere basan soyguncular 4 banka görevlisini 6 gün (131 saat) rehin tutar. Soyguncular banka personeline iyi davranır, aralarında iyi ilişkiler oluşur; Rehineler polisin bankayı basacağını fark edip soyguncuları uyarırlar; Daha sonra mahkemede soyguncular aleyhine ifade vermek istemezler, hatta savunma ücreti için para toplarlar. Daha sonra bu olay “Soyguncular bankadan para çalamadılar ama bazı insanların kalbini çaldılar.” biçiminde yorumlanır.

Rehinelerin, kendilerini esir alanların duygularını anlama noktasına gelmeleri ve kendisini rehin alan kişilerle geçirdikleri sürenin sonunda onlara yardımcı olmaya başlaması ve nihai olarak da onlarla özdeşim kurmalarına Stockholm Sendromu denmektedir. Bu sendromun anlamını genişleterek insanın kendisini zora sokan, üzen koşulları benimsemesi, savunması ve bu koşulları yaratan nedenleri görmemesi, ezenin yanında yer alması olarak da tanımlayabiliriz.Sürekli şiddet, baskı yaşamanın bir sonucu olarak kurbanlar, saldırganla özdeşleşmeye ve bir hayatta kalma stratejisi olarak,saldırgan için hareket etmeye başlayabilir. Kurbanın iradesinin saldırgana bağlı olması gönüllü bir karar değil, şiddetin, baskının doğrudan sonucudur. Şiddet uygulayanın ilk hedefi kurbanı köleleştirmektir ve bu amaca kurbanın hayatının her alanında despotça bir denetim kurarak ulaşır.  Ancak salt boyun eğme onu nadiren tatmin eder; suçlarını haklı göstermenin psikolojik ihtiyacı içindedir ve bunun için kurbanın onayına ihtiyaç duyar. Bu yüzden durmaksızın kurbanından saygı minnet ve hatta sevgi göstermesini talep eder. Saldırganın nihai hedefi gönüllü bir kurban yaratmak gibi görünmektedir.

Bu sendromun ortaya çıkmasının temel nedeni, hayatta kalma içgüdüsüdür. Dış dünyadan tamamen soyutlanan kurban, ihtiyaçları için kendisine baskı yapan kişiye bağımlı olduğunu hisseder. Saldırganın yaptığı küçük iyilikler kurbanın gözünde büyür, zamanla kurban kendisini saldırganın yerine koyup olayları onun gözünden görmeye, yaptıklarına hak vermeye başlar. Kurban tarafından, baskıcının şiddet eğiliminin tamamen göz ardı edilmesi sonucunda, içinde bulunulan tehlike de reddedilir. Kurban, tek olumlu ilişkisinin şiddet gösteren ile kendi arasında olan olduğunu düşündüğü için bu ilişkiyi de kaybetmek istemez ve dolayısıyla saldırgandan ayrılması gittikçe zorlaşır. Stockholm Sendromuna yani saldırganla özdeşleşmeye yatkınlık yaratan durumlara birkaç örnek; Hayati tehlikelilik durumu, dış dünyadan soyutlanmışlık, bulunduğu ortamdan kaçamaz halde olma (ya da kaçamayacağına kanaat getirmişlik durumu ), baskı ve şiddete maruz kalan, saldırganı kışkırtacak veya öfkelendirecek herhangi bir şey yapmaktan çok korkması. Onun takdirini kazanmaya çalışır ve onun tarafındaymış gibi davranır. Saldırganıyla özdeşim kurulan bu durumda örneğin, rehin alan kişiye,mağdur taraf çeşitli duygular besleyip, onunla özdeşim kurar ve mağdur kişide, kişilik değişimi yaşanır.Stochulm Sendromu kişilerde ve gruplarda görülebilir. SS’nun görüldüğü kişilere, aile içi şiddet ve istismara maruz kalan çocuklar ve kadınlar örnek olarak gösterilebilir. SS’na maruz kalan gruplara da örnek olarak, Yoğun dini  (tarikat benzeri ) ve siyasi baskı uygulanması durumlarında (brainwashing/beyin yıkama durumlarında)  (takipçi-lider) Uzun süren hapishane deneyimlerinde (tutuklu-gardiyan).

SS’nun gelişimini etkileyen faktörler den bir kısmı ise, deneyimin (rehin, esir alınma vb gibi) süresi ve yoğunluğu, rehinenin esir alana yakınlık ve bağımlılık derecesi, rehin alınan kişinin kendi ortamından psikolojik olarak ne kadar uzaklaştığı, içinde bulunulan durumun kendine özgü hassasiyeti, izolasyon hali olarak sıralanabilir. Çaresizlik hisleri mağdur kişinin, hayatını tehlikeye sokan kişiye yakınlaşmasına ya da onun davranışlarını taklit etmesine yol açabilmektedir.Bu taklit ve bağlanmanın sonucu olarak da, ufak bir iyiliğe karşı bile çok yoğun minnet duyguları, şiddeti / baskıyı ve şiddet / baskı tehdidini inkâr,istismarcının ihtiyaçlarına aşırı duyarlılık, istismarcı şiddet davranışını azaltsın diye onu memnun etme çabaları, Dünyayı istismarcının perspektifinden değerlendirme, kendine ait bakış açısını kaybetme, kendini de istismarcının bakış açısıyla değerlendirme, istismarcıyı iyi biri olarak değerlendirme ya da onu da kurban olarak görme, istismarcıya minnet duyguları beslemek sayılabilir. (Yrd. Doç. Dr. Fuat Beşkardeş’in makalesinden ve diğer bilim insanlarının görüşlerinden faydalanılmıştır.)

Ey aşkın ta kendisi, Ey Sevgili…Ya ümitsizsiniz / Ya da ümit sizsiniz / Ya çaresizsiniz / Ya da çare sizsiniz… diyor,Behçet Necatigil.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
juul juul pod puff bar juul pods glo IQOS etanj armatür komatsu yedek parça ankara acil dişçi ankara güneş enerjisi polyester çember almanya sohbet chat masura deneme bonusu veren siteler